George S. Clason'ın 1926'da yazdığı "Babilin En Zengin Adamı", para yönetimini MÖ 1000 yıllarının Babil'inden anlatıyor. Eski bir eser, eski bir şehir. Ama felsefesi şaşırtıcı derecede güncel.

Kitap büyük bir hikaye olarak ilerlemiyor; 11 kısa hikayeden oluşuyor. Her hikaye farklı insanları, farklı durumları anlatıyor. Ama ortak bir sonuca varıyor:
Tıpkı yer çekimi kanunu gibi para kazanmanın kuralları da evrensel ve değişmezdir.
Kazanım Felsefesi
Kitabın temel argümanı son derece basit:
Kazancın ne kadar az olursa olsun, kendin için ayıracağın miktar gelirinin en az onda biri kadar olmalıdır.
İlk okuyunca "Bu kadar mı?" diyorsunuz. Ben de öyle düşündüm. Sonra uygulamaya çalışınca anladım ki bu işin neden zor olduğunu kitap zaten açıklıyor:
"Zorunlu Harcamalar" diye nitelendirdiğimiz şey, biz mani olmadıkça gelirimiz ile orantılı olarak artacaktır.
Ne kadar doğru. Elinizde para yokken almadığınız şeylere, para gelince ihtiyaç duyuyorsunuz. Aslında yok — ama öyle hissettiriyor.
%10 kenara koyma alışkanlığını ilk denediğimde ilk aylarda kolaydı. Hatta fazlasını koyabiliyordum. Sonraki aylarda ise borç birikmeye başladı. Kitaptaki uyarı tam bu noktada devreye giriyor: borçlarınızı gelirinizin %20'si ile sınırlı tutun. Aksi halde kişisel huzur bozuluyor. Tecrübe ettim.
Neden Biriktirmeliyiz?
Fırsatlar, hazırlıksız olarak yakaladıklarıyla zaman kaybetmeyecek kadar kibirli tanrıçalardır.
Birikim, fırsat için. Karşınıza çıkan fırsatın ne zaman geleceği, ne getireceği belli olmaz. Ama elinizde hazır bir kaynak yoksa o fırsata dahil olamazsınız. Para parayı çeker — bu döngüyü başlatmak için küçük ama düzenli bir birikim gerekiyor.
Okunmalı mı?
Evet. Kısa, akıcı ve somut. 150 sayfa civarında. Anlatım genellikle şu formatta ilerliyor: bir kişi, sırlarını başkasına aktarıyor.
Günümüz dünyasına alışkınsanız bu sisteme ayak uydurmak zor. Ama felsefeyi anlamak için okunmaya değer. Zor olan uygulamak, kolay olan okumak — başlamak için yeterli bir neden.