Ana sayfa » Roma Adım Adım Gezi Rehberi – İlk Durak
Roma Piazza Venezia

Roma Adım Adım Gezi Rehberi – İlk Durak

Yazar salihkus

Bir önceki yazımda anlattığım gezi planı tamamlandı. Uzun ve yorucu bir yolculuk oldu bizim için. Roma seyahatimizin ilk durağıydı. Adım adım gezdiğimiz Roma şehrini ve tecrübelerimizi bu yazı ile anlatacağım. Yolculuğun özetini merak ediyorsanız bu yazımdan ulaşabilirsiniz.

Birinci Gün: Roma Yolu Düz Gider

Ekim ayının son günü, 31 Ekim Perşembe günü yola çıktık. Yola çıkana kadar geçen sürede yaptığımız ön hazırlıklara dair bilgileri şu yazımda bulabilirsiniz.

Havaalanına Gidiş ve Kontrollerden Geçiş

Ön hazırlıklarımızı tamamlamış bir şekilde İstanbul Sabiha Gökçen Havaalananı’na vardık. Havaalanına İETT otobüslerini kullanarak gittik. Sırtımızda çantalarla giriş sırasını geçtik ve elektronik gişelerden check-in yapıp biletlerimizi aldık. Yurt dışına çıkış yapacağımız için yurt dışı çıkış harcı gişesine doğru gittik. Gişeye vardığımızda fark ettim ki normal gişenin yanına 2 adet de otomat kurmuşlar. En son gelen zam ile ücret 50₺ olduğu için kartla ödeme sistemi bekliyordum ancak otomat bir adım ötesi olmuş.

Sabiha Gökçen Havaalanı’na yeni eklenen uygulamalardan birisi de hızlı geçiş sistemi olmuş. Öncesinde ikinci kontrol noktasından önce pasaport kontrolü için uzun sıralarda bekliyorduk. Fakat şuan parmak izi okutup, yüzümüzü okutup direk geçiş yapabiliyoruz. Gişeler sonunda bekleyen bir polis gişesi de sadece pulu alıyor. Böylece eskisine göre çok daha hızlı bir şekilde bütün kontrollerden geçmiş oluyorsunuz.

Bizim havaalanının önünde inmemiz ile son kontrollerden geçmemiz arasında 40 dakikalık bir süre geçti. Valiz vermek istiyorsanız yeni otomatik valiz sistemiyle sadece 15 dakika eklemeniz yeterli.

Bütün kontrollerden geçince sizi Duty-Free alanı karşılıyor. Eşimin bu bölümde uzun süre geçireceğini bildiğim için zaten erken gelmiştim. Bir de hayal ettiğimden hızlı bitince kontroller bu alanda geçen süre biraz uzun oldu.

Roma Uçuşu ve FCO Havaalanı

PC 1225 kodlu tarifeli uçuş ile İstanbul’dan Roma’ya doğru yola çıktık. Yol 3 saat kadar sürüyor ancak saat farkından dolayı kalktıktan bir saat sonra inmiş gibi oluyor.

Kalkış, etraf yoğun sisli olduğu için zor oldu ancak iniş kısmında bir problem yaşamadık. Uçuş boyunca yemek, parfüm ve sigara satışı yapan Pegasus yolculuklarında en güzel etkinlik kitap okumak ve uyumak bence.

FCO havaalanına indikten sonra körükle bir terminale yaklaştık. Ancak ilk defa gördüğüm bir sistem olarak terminalde bizi bir trene tıkıştırdılar. Tıkışmak derken, gerçek manada balık istifi yapılmış 3-4 uçak insanın bir trene binmesini kastediyorum. Roma’ya dair intiba çok da güzel başlamadı.

Fakat ana terminale geçince ortam daha bir güzel oldu. Pasaport kontrolü oldukça rahat ve hızlıydı. Ben de eşim de sorunsuz geçtik. Sırada şehre gitmek vardı.

Karşımıza çıkan ilk Tourist Information noktasına gittik. Bir şehir haritası aldım ve metro ağı üzerinde otelin bana söylediği durağı buldum. Görevliye oraya nasıl gideceğimi sorduğumda bildiğimiz üzere bize Termini’ye gitmemizi sonra metroya binmemizi söyledi. Termini’ye nasıl gidebileceğimi sorduğumda da çok güzel bir dönüt aldım.

  • En hızlıyı mı tercih edersiniz?
  • En uygunu mu?

FCO – Roma Termini Ulaşımı

Sırtımızdaki çantalardan muhtemelen anlamıştı ancak teyit etti; en uygun. Bayan bizi otobüse yönlendirdi. İnternet üzerinden yaptığımız araştırmaya göre de en uygun otobüstü ve ücreti 5,8€ olarak yazıyordu çoğu sitede. Fakat durağa gittiğimizde 5,8€ fiyatının üzerinin çizilip, 7€ yazıldığını gördük. Yani enflasyon burayı da vurmuştu anlaşılan.

FCO - Roma Termini Otobüs Bileti
FCO – Roma Termini Otobüs Bileti

Tercih edecekler için FCO havaalanı ile Termini arasındaki ulaşım seçeneklerini şöyle sıralayabilirim.

Ulaşım YöntemiÜcretSüreKonfor
Otobüs7€85 DKOrta
Leonardo Express14€35 DKYüksek
Tren8€ – 14€50 DKOrta
Taksi45€40€Yüksek

Kendi durumunuza göre karar verebilirsiniz. Tren seçeneğindeki değişkenlik bileti ne kadar erkenden aldığınıza göre değişiyor. Ucuz olan bilette bir aktarma mevcut (iki tren).

Biz otobüse bindik ve yoğun akşam trafiğinde yola çıktık. Otobüs içindeki internet bize iletişim konusunda oldukça yardımcı oldu. Türkiye’ye haberleri verdik ve haritadan otel gidiş yolunda uğramak için marketler aradık.

Yaklaşık bir buçuk saat süren yolun sonunda Termini’de indik.

Roma’da Nerede Kaldık?

Roma’da kaldığımız yer şehrin içinde olmasa da çok uzakta değildi. Şehrin Firenze bölgesinde bulunan otelimiz 4 odalı, minik bir yerdi. Ulaşım konusunda çok büyük sıkıntı çekmedik ancak otelin içine girebilme konusu biraz karışık.

Termini’den otele doğru yürümeye başladığımızda hava çoktan kararmıştı. Otele yazılı olarak ilettiğimiz varış saatini geçeli bir saat kadar olmuştu.

Ana yoldan ilerlerken bir yandan da çevremizi izledik. Şehrin kısmen dışında olsak da etrafımızdaki her bina 100 yıllık gibi duruyordu. Yol üzerinde bir market bulduk ve girip akşam yemeği için bir şeyler aldık; muz, ton balığı ve ekmek.

Akşam Yemeği
Akşam Yemeği

Haritaya göre otelin olduğu sokağa geldiğimizde bir tabela göremedim. Ben de bir dükkana girip sordum. Dükkandaki bayan gayet yardımcı bir şekilde yandaki bina olduğunu, ev zili olduğunu söyledi. Biz de zile basıp bekledik. Ancak açan olmadı.

O sırada binaya birileri girdi. Biz de arkalarından girdik. Otel bir apartman dairesindeki dairelerden birisiydi. Kapıyı çaldık ancak açan olmadı. Yan dairedeki komşuyu eve girerken yakaladık ve ondan rica ettik. Neyse ki o telefonla aradı ve otel sahibi 20 dakika sonra geldi.

B&B Otel Odası
B&B Otel Odası

Otel sahibi oldukça konuşkan ve sıcak kanlı birisiydi. Bizi 2 saat beklediğini, gelmeyince bize mesaj atıp yemek yemeğe gittiğini söyledi. Ancak tabi ki telefonumuz açık olmadığı için biz mesajı göremedik.

Girişteki mutfakta yemeğimizi yedik ve biraz sokakta dolanıp derhal yattık. Sonraki gün Roma adım adım gezilecekti.

İkinci Gün: Tarih Kokusu

Gün güneşle başladı. Soru belliydi: Roma’da nerelere gidilir? Elimizde haritamız, kahvaltımızı yaptıktan sonra yollara koyulduk. Kahvaltıda da tabi ki kruvasan ve kahve vardı bu arada.

Yemek Öncesi Adımlar

İlk olarak Manzoni metro istasyonuna yürüdük. Oradan Collezyum’a doğru giden yola girdiğimizde bir koşuya denk geldiğimizi fark ettik. Fakat ne koşusu olduğunu hala bulamadım.

Roma Koşu Yarışı
Roma Koşu Yarışı

Collezyum ile başlayan gezimiz meydanı geçip Piazza Venezia’ya doğru devam etti. Girişi ücretsiz olan bina Roma’nın en yüksek noktalarından birisi. Çatısındaki asansör haricinde tamamen ücretsiz olduğu için tamamını gezdik.

Tam manasıyla antik bir Roma mimarisinin özeti olan binanın tepesinden Roma’yı izlemek gerçekten çok güzel. İçerisinde dönemsel kurulmuş bir kültür sergisi vardı. İtalyanların eski çağlarda başlayıp, günümüze kadar gelen hikayelerini anlatan sergi birçok materyalle desteklenmiş.

Roma Piazza Venezia
Roma Piazza Venezia

Biz orayı gezerken hava oldukça sıcaktı. Normalde kasım ayında olduğumuz için soğuk olmasını bekliyorduk fakat montumuz elimizde gezmek zorunda kaldık. Neyse ki Roma sokakları gerçekten de içilebilir serin suları olan çeşmelerle doluydu.

Piazza Venezia tamamen bittikten sonra önümüzdeki 2 ana yoldan birisini seçtik ve sadece yürüdük. Arada sırada haritaya bakıyorduk ancak genel olarak sokaklarda kayboluyorduk. Bir bina görünce haritadan açıp ne olduğuna bakıyorduk sadece.

Bir ara kendimizi dünyanın en ünlü çeşmelerinden birinin yanında Fontana Di Trevi’de bulduk. 1700’lü yılların ortasında yapılmış çeşmenin çevresi sadece sabahın ilk saatleri boş oluyormuş. Bazı gezginler erkenden kalkıp, orada sakince fotoğraf çekiliyor ve otele dönüp uyuyorlarmış. Biz tabi ki böyle bir şey yapmadık.

Yönümüzü Vatikan’a çevirdik ve Piazza Della Minerva‘dan geçip Piazza Novona‘ya çıktık. Bu meydan benim Roma’da en sevdiğim meydanlardan birisi oldu. Her iki köşesindeki havuzlar, geniş boşluk ve kenarlardaki dondurmacılar benim için mükemmeldi.

Ara sokakları takip edip Tiber Nehrine çıktık. Nehrin karşısı Vatikan’dı ve biz oldukça yorgunduk. Nehrin kenarındaki duvarların üzerine çıktık ve dinlendik. Aynı zamanda ben haritadan rotamızı güncelledim.

Rota Güncelleme
Rota Güncelleme

Elimizde Google Map üzerinden indirilmiş çevrim dışı haritalar olsa da kağıt ile gezmek bana daha büyük zevk verdiği için attığımız her adımı harita üzerinde işaretledim. Geçtiğimiz sokakları işaretledim ve sonraki noktaları belirledim.

Nehir kenarında biraz dinlendikten sonra Vatikan’a doğru, Piazza San Pietro meydanına doğru ilerledik. Fakat girişteki sıra çok fazla olduğu için sadece meydana baktık ve dönüşe başladık. Sonraki gün buradan başlayacaktı.

Roma Gezi Rotası
Roma Gezi Rotası

Yemek Sonrası Sürünüşler

Roma’da ne yenir? Dönüş yolunda günün ikinci ve son öğününü yedik: pizza. Her ne kadar minimum maliyet ile Avrupa gezisi gerçekleştirmeye çalışsak da, İtalya’da pizza ve makarna yemeden gezi tamamlanmış olmayacaktı. Biz de en uygun mekanı bulduk ve pizzamızı yedik.

Ben dört peynirli pizza yerken, eşim sebzeli pizza yedi. İkisi de muhteşemdi. Pizzanın hamuru kesinlikle çok güzeldi. Yaklaşık 25€’ya yediğimiz yemek, Roma standartlarına göre oldukça uygundu diyebiliriz.

Roma Pizza
Roma Pizza

Sonrasında hava kararmaya başladığı için Fontana Di Trevi’ ye doğru tekrar gittik. İlk gidişimizde ortama kalabalık demiştim ya, emin olun değilmiş. Akşam saatlerinde çok daha kalabalıkmış.

Orada fotoğraf çektirdikten sonra sokaklarda kaybolarak İspanyol Merdivenleri’ne vardık. Fakat merdivenlerde oturmak yasaklandığı için mekan büyüsünü kaybetmiş gibiydi. İnsanlar çok fazla önünde durmuyor, fotoğraf çektirmiyordu artık.

Biz de yolumuza devam ettik. Ayaklarımız artık çok ağrımaya başladığı için kenarda köşede oturduk. Akşamları gösteri yapan sokak sanatçılarını izledik ve adını bile duymadığım o ünlü markaların (ki eşim hepsini tanıyordu garip bir şekilde) önünden geçtik. Bir çoğuna girme tenezzülünde bile bulunmadık.

Otele döndüğümüzde yaklaşık 21 kilometre yürümüştük.

Üçüncü Gün: Bütün Yollar Roma’ya Çıkar

Roma’da uyanışımızın ikinci, seyahatimizin üçüncü günündeydik. Önceki günün yorgunluğuyla biraz geç kalksak da otelde yaptığımız kahvaltıyla kendimize geldik.

Otel ödemelerini yapıp, odayı boşalttık ve çıkış yaptık. Ancak çantalarla gezmek istemediğimiz için Andrea’dan yardım istedik. O da dış kapının anahtarını bize verdi ve akşam istediğimiz saatte gelip çantalarımızı alabileceğimizi söyledi.

Güne Vatikan ile başladık. İlk gün dolaşarak gittiğimiz için yol o kadar da uzun gelmemişti ancak direk oraya gitmek yorucu oldu.

Bu sefer Campo De’Fiori yanından geçtik. Bu alan Piazza Novona’nın birkaç sokak aşağısında kalıyor. Burası da bir meydan ve yılın belli dönemlerinde hala pazar yeri olarak kullanılıyor. Fakat kasım ayında açılmış bir pazar yoktu ne yazık ki.

Vatikan’a vardığımızda gördüğümüz manzara karşısında şaşkına döndük. Önceki gün olan sıranın 3 katı sıra vardı. Bir kararsızlık sürecinden sonra Basilica di San Pietro‘ya giden sıraya girdik. Yaklaşık 85 dakikada sıra bize geldi. Sırasının sonlarına yaklaştıkça ilerleme yavaşlıyor çünkü insanlar sıraya kaynak yapıyor. Kötü bir ün oluşturdu bizde ancak kaynak yapmaya çalışanlar genelde İspanyollardı. Hatta kavga bile çıktığını gördük.

Onca bekleyişten sonra Basilica içine girdik. Önceki gelişimde Dome kısmına çıkmıştım. İlk defa gidiyorsanız ve binaların içinde dolaşmak sizi heyecanlandırıyorsa tavsiye ederim. Fakat eşimle ben bu gidişimizde Dome tarafına çıkmadık.

Biz Basilica’dan çıktıktan sonra sıra da hemen hemen yarıya inmiş gibiydi.

Nehrin Vatikan tarafında kalan kısımlarını gezmediğimiz için gezimize o kısımdan devam ettik. Görece daha yeni yerleşimlerin bulunduğu bir bölge olarak kalmış. Daha sessiz ve boş sokakların bulunduğu bölgede yemeğimizi yedikten sonra önceki gün gezdiğimiz yerlere doğru yürüdük.

Roma Sokak Sanatı
Roma Sokak Sanatı

İlave olarak çok yer gezmesek de ikinci günde daha çok mağazalara baktık. Kültüre dair bilgiler edinmeye çalıştık. Sonuç olarak da otele döndük, biraz dinlendik ve Termin’ye doğru yola çıktık. Sonraki durağımız bizi bekliyordu: Vatikan.

Roma Görmeye Değer Mi?

Roma’yı ilk olarak Avrupa’yı otobüsle gezerken görmüştüm. O zaman çok sevmiştim. Yine en sevdiğim yerlerden birisi Roma oldu. Sahip olduğu ve sürekli koruduğu tarihi yapısı beni kesinlikle büyülüyor.

Roma İmparatorluğu’na dair kalıntıları korumaları çok güzel. Şehirde yemek yemek istediğinizde karşınıza %90 oranında İtalyan kültürüne ait şeyler çıkıyor. Ürünlerin çoğunda ‘Made in Italy‘ yazıyor ve insanlar buna dikkat ediyor. Yani kendi öz kültürlerine bağlılıkları takdire şayan.

Örneğin Avrupa’da gördüğüm onca şehirlerde benim için ortak nokta olan Dönerciler Roma’da karşıma çıkmadı. Öğrendiğime göre varmış 2-3 tane ancak çok fazla değiller.

Gelecekte bir gün Roma’ya yeniden gideceğim ve şehir merkezine daha yakın Hotel Sole Al Pantheon ya da Bio Hotel Raphael yerlerde konaklayıp akşam yemeği yerken Roma’nın gece güzelliğinin tadını çıkartacağım.

Son tavsiyeler olarak Roma kesinlikle yürüyerek gezilecek bir şehir. Çok fazla plana ihtiyacınız yok, sadece gidin. Çeşmelerinden mutlaka su için. Sokaklarında mutlaka kaybolun. Tiber Nehrinin yanında uzanan duvarların üzerinde kesinlikle oturun. Ton balığı yiyin. Pizza ve makarnayı denemeden şehri terk etmeyin.