Şirketiniz İçin Bir Öz Değerlendirme Fikri

Merhabalar,

2019 yılı itibariyle Türkiye’deki işsizlik oranı %10 seyirlerini terk etti ve %14 dolaylarında gezmeye başladı. Bu değişim birden fazla sektörde sert bir şekilde hissedildi, hissedilmeye devam ediyor. Dünyadaki küresel liderliğe soyunan ülkeler arasındaki ticaret savaşları ve diğer etkili oyuncular arasındaki çekişmeler Türkiye’nin haricinde yakın çevresi Avrupayı da etkiledi. Ülkemizdeki kadar olmasa da Avrupa’da da pazarda bir küçülme gözlemlendiği yadsınamaz bir gerçektir.

Bu gerçek, evveliyatında var olan bir olguyu daha da öne çıkarttı; değişim.

Kurumlar sektör içinde var olabilmek için işlerini iyi yapma çabası içinde bulunurlar. Varlıklarını rakiplerinden farklılaştırmak isteyen organizasyonlar ise işlerini yenilikçi şekilde yapmaya çalışırlar. Bu son 20 – 30 yıldır alışmış olduğumuz bir sistemdi. Globalleşen dünyadaki varlığını sürdürebilme olgusu bu düşünce üzerine kurulmuştu ve oldukça güzel bir şekilde işliyordu. Fakat 2018 sonu, 2019 başında gelen sinyaller artık bu olgunun doğruluğunu kanıtlayacak sonuçları işaret etmemeye başladı. Yeni bir furyanın ulağı, yarıladığımız yılın başında kapıyı çaldı; değişim.

Artık var olmayı sürdürmek için işinizi iyi yapmanız yetmiyor. Doğal olarak farklılaşmak için de yenilikçilik yetersiz kalıyor. Hayatta kalmak değişmek ile mümkün olur hale geldi. Rakiplerinizi geride bırakmak da sadece daha hızlı değişmekle imkanlı hale geliyor.

Yani dünün dünyasında sadece bildiğiniz işi yaparak hayatta kalabilirken, bugün, öğrendiğiniz ya da keşfettiğiniz yeni bilgiler kadar ömrünüz oluyor.

Bu değişimi hissetmek, ‘çevremdeki şirketleri nasıl değerlendirebilirim’ düşüncesine itti beni. Doğa, sistem bir başkalaşım geçiriyordu ve bu bir doğal seleksiyon yaşanacağı anlamına geliyordu. Doğal seleksiyon da piyasa içinde var olan şirketlerin ya hayatta kalacağı ve güçleneceği ya da tamamen yok olup gideceği manası taşıyordu.

Elbet ki çok fazla kriter ortaya koyabilir ve onlarca sayfalık raporlar hazırlayabiliriz. Ancak gitmekte olduğumuz değişimi, aynı zamanda basitliğe giden bir değişim olarak gördüğüm için basit bir kriter seçme fikri doğdu kafamda; işe alımlar.

Yazının başında da belirttiğim gibi %14 civarındaki işsizlik oranı, bir etki olarak iş görüşmelerinin sayısında artışa götürüyor sistemi. Sosyal medya üzerinden ya da tanıdığımız insanlar vasıtasıyla çok çeşitli iş görüşmesi sistemlerine tanık oluyoruz.

Tek ve çok kademeli değerlendirme sistemleri. İnternet üzerinden yapılan kişilik ve dil testleri. Kurumdaki 2 – 3 farklı kademeden insanla yapılan yüz yüze görüşmeler. Vaka analiz çalışmaları ve grup değerlendirmeleri… Liste uzayıp gidiyor.


“Değişim ne zaman gerekli?” sorusuna verilecek en iyi yanıt, gerekli hale gelmedendir.

– Claus Moller

Sonuçlarda ise liste daha kısıtlı kalmaya devam ediyor: Biz sizi ararız. Daha tecrübeli birilerini arıyorduk. Daha düşük maaş düşünüyorduk…

Bu davranışlar ve gelen cevaplar, yeterince iyi bakarsanız size şirket hakkında birçok bilgi verebilir. Bu bilgiler de şirketin, içerisinde bulunduğumuz süreçten sağ çıkıp çıkmayacağının belirtisi olur.

Örneğin şirket çalışan olarak tecrübeli insanları tercih ediyorsa, yaptığı işin standartları belli demektir. Muhtemelen işlerin bütün tanımları mevcuttur ve gelen kişilerden üç aşağı beş yukarı bunları uygulamasını, tecrübesine göre süreçte iyileştirme yapmasını ve kurumda sorumluğu bölümü sürdürmesini isterler. Öte yandan tecrübesiz birisini işe almak ise bambaşka bir durumdur.

Tecrübesiz insan aynı zamanda öğrenmeye aç insan demektir; keşfetmeye ve sorgulamaya hevesli, enerjik insandır. Şirket tecrübesiz birini seçiyorsa ona direk olarak sen bu işi yapacaksın demez. Onun yerine sen bu bölümde çalışacaksın der. Şu kişiden ve bu kişiden öğrenebileceğini öğren ancak aklına bir soru, bir düşünce gelirse mutlaka paylaş der. İşletme o kişiyi insan gücüne ihtiyacı olduğundan çok düşünce gücüne ihtiyacı olduğu için alır ve o tecrübesiz kişisinin kendini de geliştirmesine izin verir.

İşe alım sürecine katılanlar, sürecin içindeki katmanlar da şirketin kültürünü ortaya koyar. Mesela çok katmanlı süreçlerin olduğu işletmeler genelde kariyer basamaklarını tanımlamak isterken, az katmanlı ve tecrübesiz çalışan arayan süreçler organik bir öğrenme ve gelişme süreci destekler.

Özetlemek gerekirse bir değişimin içerisindeyiz. Bu değişim, ne kadar hızlı değişebileceğinizi test etmek için geliyor. Değişim de tecrübelilerden çok tecrübesiz insanların işidir. Değişim tecrübesiz insanların tek şansıdır. Artık işletmelerin de tek şansı değişim olduğuna göre yakın zamanda tecrübesiz insanların, işletmelerin tek şansı olacağını söyleyebilirim.

İşe alım sürecinizi ve alışkanlıklarınızı inceleyerek kendinizi değerlendirmek için hala çok geç değil. Siz nasıl bir şirketsiniz? Son bir yılda işe başlayan insanların ortalama sektör tecrübesiz kaç yıl? Genç bir kadronuz mu var? Gelen değişim rüzgarını hissetmeye başladınız mı? Yoksa değişimin tek seçenek olduğunu göremeyecek kadar tecrübe mi dolusunuz?

Keyifli yaşamlar…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*