Taşı Yontmadan Cilalayabilirsin Fakat Cilalamadan Çağ Atlayamazsın

Merhabalar,

Zaman ve teknoloji doğrusal büyüyen ve paralel olarak ilerleyen iki olgu olarak gelir insanlara. Zaman ilerledikçe teknoloji de aynı oranda gelişir ve insanlara yeni olanaklar sunar. Hayatımızın gidişatı içerisinde gördüğümüz teknolojik birçok gelişme bunu doğrulamaktadır da. Fakat öylesine değişik kırılma noktaları vardır ki, işte orada zaman kendi hızında ilerlese de teknoloji bir zıplama gerçekleştirir.

İşte bu yazımda sizinle bu zıplama noktalarına değinmeye çalışacağım. Bu anlatımımda tarih öncesi (yazının icadının öncesi) zamanlara geçiş yapmak istiyorum. Pek çoğunuzun ilkokul yıllarından anımsadığı gibi bildiğimiz zaman, karanlık çağın ardından gelen taş devri ile başlar. Bu devir kendi içinde üçe ayrılır; kaba, yontma ve cilalı.

İç İçe Dönemler

Tarihi anlatmak için bizlere her daim bu çağların doğrusal olarak ilerlediği anlatılmıştır. Sanki insanlık tek bir toplumdu ve o toplum önce kaba taş devrini, ardından yontmayı ve sonra da cilalı taş devrini yaşamıştı.

Fakat gerçekler en kaba haliyle öyle değildi. Bu gelişim adımları dünyada dağınık olarak bulunan topluluklarda girift bir halde dağılmıştı. Yani bir kesim kaba taş devrindeyken, diğer bir kesim de cilalı taş devrinde olabilirdi. Birbirlerinden habersiz, biri bugününü yaşarken, ötekisine göre o gün, geçmiş gün olabilirdi ki, öyleydi.

Yontmadan Cilalamak

Bütün bu girintinin içinde geri olarak gözüken bir topluluk, henüz kaba taş devrindeyken direk cilalamayı keşfetmesiyle kendisinden önceki, yontma taş devrini yaşayan topluluğu geride bırakabilirdi. Yani taşı yontmadan cilalayarak çağ atlayabilirdi ki muhtemelen bilmediğimiz o zamanlarda bu yaşanmıştı.

M.S. Taşı Cilalamak

Geçmişin emsallerle dolu büyüsünden kurtulup, günümüzün karmaşasına geldiğimizde varmak istediğim nokta şudur ki, toplumların birbirini teknolojik olarak geçmesi kesinlikle ve kesinlikle takip ederek olamazdır. Şayet geçmişte kaba taş ile uğraşan toplum öteki toplumu örnek alıp yontma çalışmalarına başlasaydı, cilayı hiç bulamayabilirdi.

Bunun günümüze uyarlanmış pek çok örneği vardır. Mesela zamanında Apple, telefon piyasasına girerken Nokia’yı örnek alıp onun kadar iyi olmayı isteseydi ve önce tuşlu telefona yönelseydi, dokunmatik teknolojisi hiç var olmayabilirdi. Ama Apple mevcuttan gerideyken, direk ötesini yaparak çağı ilerletti.

İkincil bir örnek olarak Tesla, araç üretimine girerken önce yakıtlı motorlarını yapalım, sonra elektrikliye geçeriz deseydi, muhtemelen pazarda adını böylesine duyuramazdı. O pazarda neyin olduğunu umursamadı ve geri başladığı yarışı direk ötesini üreterek çağı değiştirdi. Belki benzinli bir motor yapamaz ancak diğer markalar da elektrikli de onun kadar iyi olamaz; şimdilik.

Ülkelerin, Şirketlerin, İnsanların Vizyonları

Bu örneklerden varmak istediğim konu şudur ki; çocukluğumdan beri ülkemizdeki teknolojik eksikliği kopyalayarak ve takip ederek gidermeye çalıştık. Vizyonumuzu başkalarının bugünlerine göre belirledik. Ancak onlardan ileri olabilmek için onların izlediği yolları izlememize gerek yok. Bilgi çağının çocukları olarak onların yollarını okumamız, dinlememiz yeterlidir. Onların bugünü de bir zamanlar hayaldi ve başladıklarında burayı hedeflememişlerdir. Bizim ya da sizin de yarınımız bugün için bir hayal fakat bu durum sadece onları takip etmek istediğimiz sürece böyle olacak.

Keza şirketler de pazardaki bir şirketin ürününü elde etmeye çalışarak onu geçemez. İnsanlar da bir diğerini taklit ederek başarıyı elde edemez. Bir noktada taşın yontulduğunu bilip, yontmadan cilalamanız gerekmektedir.

Gelecek hedeflerinizde bu sebeple daha açık fikirli olmalısınız. Dünyanın saçma kısıtlarını önemsemeden, bir çocuk edasıyla hayal etmeye ve kendinden emin bir yetişkin edasıyla bu hayalleri gerçekleştirmeye devam etmelisiniz. İşte o zaman sizin, şirketinizin ya da ait olduğunuz toplumun bir şansı olabilir.

Keyifli yaşamlar,

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*