İŞİNİZİN EN FAZLA (VE AZ) 3’TE 1’İ İŞİNİZ OLSUN

Şu an sahip olduğunu o iş kalıcı değil. İster kendi işiniz olsun, ister özel sektör, isterse de devlet çalışanı… Hepsi yarın sabah kalktığınızda sizin için yok olabilir. Daha yukarı ya da aşağıya…

Bir kriz gelebilir; devlet kurumu özelleştirmeye gidebilir; pahalı arabasıyla gezen genç ve tecrübesiz bir çocuğa babası çalıştığınız imparatorluğu emanet edebilir; ertesi gün kartınız şirketin kapısını açmayabilir.

Bu olumsuz durumların yanında bir anda bir üst kıdeme çıkabilirsiniz; yöneticilik kapıları açılabilir; yepyeni bir girişim fırsatını önünüze kırmızı halı ile sunabilirler.

Bütün bu durumların olabilme ihtimali en açık ifadesiyle sizin mevcuttaki pozisyon, görev ve iş yerinde çalışmaya devam etmenizle aynıdır. Lafı fazla uzatmaya gerek yok; özetle sahip olduğunuz pozisyon, görev ve kurum üçlüsü kalıcı değil; aksine kesinlikle gidicidir. Hiç olmasa bir doğa olayı fabrikanızı yarın sabah yok edebilir. Bu sebeple kendinizi garantiye almak ve çalışabilirliğini zirvede tutmak için işinizin en fazla(ve az) 3’te 1’i işiniz olsun.

En Fazla ve En Az

Çalıştığınız süre içerisinde bir günde ortalama 8-9 saatiniz vardır. Kurumdan kuruma, işten işe değişebilir. Kimi bu sürece bir üretimde metal taşır, kimisi bir kâğıt imzalar, kimisi emirler verir ya da girişim peşinde (bu kategori muhtemelen 8-9’dan fazla çalışır) koşar. Bütün bu işlerin peşinden koşarken yapılması gereken, şirketin sizden yapmanızı istediği standart işler vardır. Bunlar sizin işinizdir.

Bahsettiğim kısım da budur işte. O işleri yapmak için harcadığınız zaman kendiniz için bir şeyler yaptığınız zamanın en fazla ve az 3’te 1’i olsun.

Fazla, çünkü başka şeyleri öğrenmek için zamana ihtiyacınız var. Bu 3’te 2’lik kısma onlarca şey sığabilir.

Az, çünkü kendi işinizi yapmak ve sistemi ilerletmek için de zamana ihtiyacınız var. Bu süre az gelse de size başarıyı getirecektir.

Diyelim ki bir kağıt fabrikasında çalışıyorsunuz. Gününüz kağıt ile başlayıp, kağıt ile bitiyor. Başka bildiğiniz bir şey yok. Kendiniz için ikinci bir konuya bakmıyorsunuz. Gidip acaba planlama birimi ne yapıyormuş diye sormuyorsunuz. İnsan kaynakları neden böyle diye merak etseniz de hiç birine işiniz olmadığı zamanlarda bir selam vermiyorsunuz. Ya da iş dışında bir uğraşınız olmuyor; çünkü iş çok fazla yoruyor. İşiniz, sizin zamanınızın 3’te 3’ünü kapsıyor. Bulunduğunuz pozisyon, görev ve iş yeri üçgeninde süpersiniz, herkes sizi seviyor ve takdir ediyor. Ancak unutmayın; kalıcı değil.

İyiye ya da kötüye gidebilir. İş yeri o ülkeden çekilir, batar ya da tahmin edilemez bir felaket binayı yıkar. Üstleriniz çalışmanızı takdir eder ve bir boşluğu sizinle değerlendirmek ister; konum atlarsınız.

Her iki durumda da siz haberi duyduğunuz gibi sudan çıkmış balıksınız. Çünkü o güne kadar yeni bir şeyi öğrenmediniz. İnsanlara sen ne yapıyorsun demediniz. Çevrenizdeki insanlar nasıl için çalışıyor merak dahi etmediniz.

Bütün seçeneklerin sonunda siz işsiz kalıp yeni kuruma gitseniz de, rütbe atlayıp aynı kurumda kalsanız da bocalayacaksınız. Öyle basit, sıradan bir bocalama değil; çuvallayacaksınız. Çünkü yer şirketin işleyişi farklıdır. Aynı ürünü üretse dahi iki şirket kesinlikle aynı olmaz. Ya da aynı şirket olsa da iki farklı koltuk aynı kültüre sahip olamaz.

3’te 1’i

Bütün bu sebepler göz önüne alındığı zaman diyorum ki sizlere, işinizin en fazla ve az 3’te 1’i işiniz olsun. Geri kalanında insanlarla sohbet edin. Önceki akşamdaki maçı sorun. Farklı yaş gruplarıyla iletişimde kalın. Çeşitliliğinizi arttırın.

Kendi işiniz için iş yerinde geçirdiğiniz 8 saat anca yeter duruma geldiyse geri kalan 3’te 2’yi iş dışında keşfedin; yolda, evde, arkadaşlarla kafede. Çünkü sizin gerçek manada 8 saatinizi aralıksız ve sürekli olarak alıyorsa bir iş, o işletme iyi değildir. Kurumlarda sistemler sürekli çalışmalıdır, insanlar ya da makineler değil.

İlk başlarda işinizden kaçıyormuş gibi görünebilirsiniz. Sürekli maç muhabbeti yaparsanız kaçmış da olursunuz. Ancak onun işiyle alakalı bir problemini dinlemek, çözmek için fikir yürütmek ya da sadece onun işinin nasıl işlediğini, sizinkiyle nereden bağlı olduğunu anlamak uzun süreçte size başarıyı getirecektir.

Yöneticiler, liderler, patronlar… hepsi sizden işinizi yapmanızı isterler. Bunu size söylerler, hissettirir ya da buyururlar. Fakat hepsinin istediği ancak çok azının istediği bir şey de vardır; diğer işleri de öğren; alakasız olan birimleri, uyumsuz olan sektörleri. Bu hoşlarına gider; gelecek vaat eden bir yönetici, lider ya da patronsa.

3’te 1’inizi yeniden hesaplayın ve kendinize yeni dünyalar keşfedin.

Keyifli yaşamlar,

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*