Babil’in En Zengin Adamı – George S. Clason

Merhaba arkadaşlar,

Uzun bir aradan sonra bloğuma bir kitap incelemesi daha eklemek istedim. Uzun zamandır aradığım bir kitabı süre önce buldum. Okudum ve notlarımı aldım. Burada bir paylaşım yazmayı hedefledim ancak bir türlü fırsatım olmadı. İş dünyası, okul hayatından daha yoğun ve yorucu bir şekilde ilerleyen bir süreçmiş; bunun farkına varıyorum bu günlerde.

Kitabın Genel Bilgileri

Kitabın ismi “Babil’in En Zengin Adamı“. George S. Clason tarafından 1926 yılında yazılmış. Kısmen eski bir eser ve adından da anlaşılabileceği gibi kitap Babil’de geçiyor. MÖ 1000 yılları filan diye tahmin etmekteyim. Çünkü kitapta tam bir tarih bulunmamaktadır. Sadece Babil’in ihtişamlı günlerinden bir kesit olduğunu söyleyebilirim. Kitap en geniş anlamda para kazanmanın yollarını anlatıyor.

-Eski Uygarlıkların Para Kazanma Sırları-

Güzel bir motto ile insanı içine çekiyor ancak insan şunu rahatlıkla söyleyebilir: Dünya artık farklı. O zamanın kanunları bugün geçmeyebilir.

Pek tabi haklı sayılabilirsiniz. Ancak kitabın kapak arkası tanıtımında da yazdığı gibi:

Tıpkı yer çekimi kanunu gibi para kazanmanın kuralları da evrensel ve değişmezdir. 

Kitap içinde bulunan 11 hikayesi okudukça bu sözün doğruluğuna tanık oluyor gibisiniz. Her bir hikaye birbiriyle bağlantısı olmayan ancak tanıdık insanların adının geçtiği şekliyle kurgulanmış. Böylece yıllar geçse de aynı kanunların geçerliliğini koruduğu fikrine kapılabiliyorsunuz. Kitapta anlatılanlardan yaklaşık 3000 yıl sonra, günümüz dünyasında dahi yapılması zor ancak felsefesi basit ve ulaşılabilirmiş gibi geliyor.

Kısaca Kazanım Felsefesi

Davranışlarımız düşüncelerimizden, düşüncelerimiz ise yorumlarımızdan daha akıllıca olmaz.

Bu kısımda kitabın içeriğinden biraz bahsedeceğim. İçeriği kitabı okurken keşfetmek isterseniz bu ara başlığı atlayabilirsiniz.

Söylediğim gibi kitap oldukça basit ancak bir o kadar da zor bir felsefeden bahsediyor.

Kazancın ne kadar az olursa olsun, kendin için ayıracağın miktar gelirinin en az onda biri kadar olmalıdır.

Şimdi bu mudur yani, dediğinizi duyar gibiyim. Ben de ilk başta okurken öyle söylemiştim. Fakat biraz denemeye çalışınca aslında bu işin ne kadar da zor olduğunu görmeye başlıyorsunuz. Bunun sebebi de kitaptaki bir başka deyiş;

Zorunlu Harcamalar‘ diye nitelendirdiğimiz şey, biz mani olmadıkça gelirimiz ile orantılı olarak artacaktır.

Ne kadar da doğru. Bir an için durun ve düşünün; almam lazım diyerek kendinize aldığınız onca şey belki de elinizde para yokken sizin ihtiyacınız değildi. Fakat şu an onu alabilecek gücünüz olduğu için ona ihtiyacınız olduğu hissine kapılıyorsunuz. Aslında yok.

%10  kenara koyma olayını ilk denemeye başladığımdan beri 4-5 ay geçti. İlk aylarda rahatlıkla o miktarı kenara koyabildim. Hatta öyle ki, fazlasını bile koymaya kalkıştım. Fakat kitaptan anladığıma göre %15-20’den fazla koymamak daha iyiymiş. Elimde artan bir miktar varsa, gelecekte harcayacağım bir yer yoksa bu parayı tamamen keyfim için harcamalıydım; yaptım da. Sonraki aylarda ise olay tam tersine dönmeye başladı. Her ay bir öncekinden fazla borcum oluşmaya başladı ki kitaba göre borçlarımı %20 oranında tutmalıydım. Aksi takdirde kişisel ve ailevi huzurum bozulabilirdi ki, öyle de oluyor diyebiliriz. Kendimi huzursuz hissediyorum.

Geçen ay %10’u zor ayırdım. Önceki ay ayıramadım bile. Fakat geriye baktığımda zorunlu olarak nitelendirdiğim harcamalarım aslında zorunlu harcamaların olarak gözükmüyorlar bugün.

Fırsatlar, hazırlıksız olarak yakaladıklarıyla zaman kaybetmeyecek kadar kibirli tanrıçalardır.

Peki, biz neden bu %10’u biriktirmeliyiz, sorusuyla kitabın temel düşüncesine dair son kelimeleri sarf edeyim. Gerektiğinde kullanmak için.

Fırsatlar dediğimiz olaylar, bizim günlük yaşantımız içinde karşımıza çıkan, belki fark etmeyeceğimiz kadar ufak bir ışıkla gözüken sinsi kurgulardır. Hangi fırsatın ne getireceği, karşınıza ne zaman çıkacağı hiç belli olmaz. Felsefe diyor ki, siz elinizde gücünüz kadar fırsata dahil olmalık bir birikim tutun ki aniden karşınıza çıkan bir fırsatı kaçırmayın. Bu sadece elinizdeki para size yeni paraları getirecektir. Bu döngü de süre gelip gidecek ve servetiniz katlanacaktır.

Zorluğu Nerede? Okunmalı mı?

Bakıldığında oldukça basit bir işmiş gibi dursa da, içinde bulunduğumuz akışta gerçekleştirmesi pek de kolay olmayan bir olay bence. Ya da ben çok harcıyorum. 🙂

Kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Çok uzun bir kitap değil; 150 sayfa civarında. Akıcı bir dili ve basit kurguları mevcut. Genelde birisinin, diğer insanlara kazanma sırlarını anlatması şeklinde ilerliyor. Seveceğinizi düşünüyorum. Umarım beğenir ve benim aksime rahatlıkla uygulamalarını gerçekleştirebilirsiniz. Sonunda da güzel bir servete ulaşmanız dileğiyle.

Keyifli yaşamlar,

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*