Sayısal Analiz Yöntemleri – İki Öğretmen, Bir Ders, İki Farklı Dünya

Merhaba arkadaşlar,

Uzun zamandır yazı yaz(a)mıyordum. Okuduğum bölümden mezuniyet süreci, tez işleri ve ne yazık ki yaz okulu işlerim vardı. Aslında hala var ve şu an da yaz okulundaki dersten çıktım ve Sakarya’nın yollarındayım.

Bu yazımda size okulumun uzamasına sebep olan dersten; sayısal analiz yöntemleri dersinden bahsedeceğim. Fakat dersin içeriğine yönelik bir anlatım, bu yazı içinde bulunmamaktadır. Lisans hayatımın ikinci sınıfında diferansiyel denklemler dersinden kaldım ve bu kalma süreci beni okulu uzatan yaz okuluna kadar takip etti. Hatta müfredat değişti, diferansiyel denklemler dersi oldu sayısal analiz yöntemleri. Üstüne üstün nottan değil devamsızlıktan kaldım ve tek ders sınavına giremedim (evet, devamsızlıktan kalırsanız tek ders sınavına giremiyorsunuz kanunen).

Velhasılkelam şu an Sakarya Üniversitesi’nin yaz okulunda sayısal analiz yöntemleri dersini alıyorum. Ders içeriklerine göre kendi üniversitemde aldığım ile aynı ders. Fakat hiç bir güç bana gördüğüm ve görmekte olduğum dersin aynı ders olduğunu kanıtlayamaz.

İşin doğrusu kendi üniversitemde dersten devamsızlıktan kaldım çünkü işe başladım ancak işe başlamadan önce bir ay kadar derse gittim. Üzerine, vizeye girmek için dersin notlarına uzun uzun çalıştım. Notlar içerisinde bir mühendise hitap eden hiç bir şey göremedim. Bize sadece formülü ve formülün çıkış şeklini gösterip, birkaç problem çözmüştü. Gerçek hayat ile bağlantısını tek bir soruda dahi göremedim. Sebebi, hoca fen edebiyat fakültesinden geliyordu.

Sakarya’da aynı dersi bir makina mühendisliği hocasından aldım. Formüllerin nereden çıktığından çok, biz bu formülleri gerçek hayat ile nasıl benzeştiririz, onu gösterdi. Yani yeri geldi bir doğalgaz hattı döşendi, yeri geldi paraşütle aşağıya doğru atladık. Hatta finalde Marslı kitabındaki karakterin yaptığı gibi patates yetiştirip, elimizdeki toprak ve patatesle ne kadar gün hayatta kalabileceğimizi hesapladık(yazı başında dersler devam ediyordu fakat yazının bu kısımlarında final yapıldı).

Sonuç olarak bir şeye değinmek istiyorum. Hani her öğrencinin sorduğu, “gerçek hayatta ne işime yarayacak bu?” sorusu var ya, ben de çok sorardım. Hele ki bu ders için uzun uzun kalınca bir başka sorar oldum. Bir kullanım alanı olduğuna inanmadım açıkçası fakat olduğunu gördüm. Bize hocalarımızın gerçek hayattan örnekler vermemesi bizi eğitimde geride tutan bir faktördür. Çünkü kağıtta başarılı olmak hiç bir şeyi göstermez.

Salt öğretilerden ziyade sorgulayarak, ne işe yarayacağını, gerçekle bağlantılı olarak öğrenmek olayı daha gerçek ve kalıcı kılıyor. Eğitim sisteminde yapılan ufak değişiklikleri görüyorum fakat iki öğretmen, bir ders, iki farklı dünya ortaya koyabiliyorsa, suçlu biz öğrenciler değiliz.

Her birimiz suçlu aramaktan ziyade, doğru öğreticiyi bulmalı ve ilgiyi ona vermeliyiz bence. Böylece diğerleri de öyle olmaları gerektiğini anlarlar. Tabi ki hepsinden önce kesinlikle kendimiz de çevremizi sorgulamaktan vazgeçmemeliyiz. Yazının görselinde olduğu gibi olmasa da, kendimiz de hocadan ayrı olarak bu öğretileri kullanabiliriz. Bizi, diğerlerinden ayıran özellik bu olacaktır. Gerçeklikle bağlantı kurulmaması hocalarımızın hatasıdır çünkü gerçekten hepsi vardır ancak onlara da öğretilmediği için belki de bize de öğretemiyorlar. Görev artık bizimdir; sayısal integrali, Mars’da kaç gün yaşayabileceğimizi hesaplamak için kullanabileceğimizi keşfetmeliyiz.

Keyifli yaşamlar,

Not: Muhtemelen Sakaryada dersi yüksek bir notla geçiyorum, çünkü konular mantıklı görünüyor artık.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*