Başarı Aşısı

Merhaba arkadaşlar,

Bir süredir son sınıf olmanın getirileri (!) sebebiyle paylaşımda bulunamadım. Aslında şu sıralar da o güzel getiriler devam etmekte fakat yazmanın insana kazandırdığı huzur özleniyor.

Bu yazımda sizlere başarıya ‘gitmeyen’ yoldan bahsetmek istiyorum. Evet, gitmeyen yol. Herkes başarıya nasıl gidileceğini anlatıyor. Bazısını doğru, bazısını da yanlış olarak görüyorum. Eminim ki her insan için başarı farklı şekilde elde edilecek bir olgudur. Fakat ben sizlerle, bana göre, başarıya hangi yolla ulaşamayacağınızı paylaşmak istiyorum.

İnsanlardan şu kelimeleri sıkça duyabilirsiniz: “Beceremedim ancak çok çalışacağım, gece gündüz çalışacağım ve başaracağım. Hatamı telafi edeceğim,”.

Sürekli Vitamin Alalım!

Size bunu kısa ve basit bir örnek ile açıklamak istiyorum. İnsanlar kış dönemlerinde sürekli olarak portakallar, limonlar, elmalar tüketirler ki vitamin alsınlar, hastalıklardan korunsunlar. Vücuda fazla vitamin girmesi sanki bizim bağışıklığımızı arttıracakmış gibi bir izlenime sahip olabiliriz.

Ancak şunu da unutmamalıyız ki, ilkokuldan beri bizlere düzenli aralıklarla bazı hastalıkların aşısı yapılır. Aşı, o hastalığı önleyici en önemli etkendir. Bazı hastalıklar için ne kadar vitamin almış olursanız olun, o aşı olmadan siz bir hiçsiniz. Aşının da temeli bilindiği gibi vitamin değil, o hastalığın kendisidir. Yani vücudumuza önce o hastalık zayıflatılmış şekilde verilir ve vücudumuz o zayıf hastalıkla savaşmayı öğrenerek bağışıklık sistemini güçlendirir. Aynen bir askeri talim gibi düşünebilirsiniz. Önce şampiyonu göndermiyorlar size; ilk başta basit ve yenebileceğiniz birisini gönderiyorlar ki, kendinizi daha rahat geliştirin. Sonra biraz daha zoru, biraz daha zoru.

Bu tamamen hastalığın ne kadar kuvvetli olduğuna göre değişir; yani aşı miktarı. Kimisi bir tane ele alır, kimisi iki, üç tane.

Başarıya Bakarsak

Bu örnekteki sağlıklı yaşam bizim başarımız olacak. Vitaminler de çalışmak olacak. Aşı da tahmin edebileceğiniz gibi başarısızlık olacak.

Yani bana göre başarıya giden yolda çok çalışmaktan ziyade birkaç tane başarısızlığı denememiz gerekmektedir. Her başarısızlığın bize kattığı tecrübe, çalışmanın kattığından fazladır. Tabi ki ikisi de lazımdır fakat başarısız olmadan, olmaz. Tabi ki sürekli olarak başarısız olmak da gerekli değildir. Kimi başarılar bir tane başarısızlık gerektirir, sonrasında başarı gelmelidir. Kimisi de iki, üç; aynı aşı gibi.

Yani işin özü, başarı için kör kütük çalışmak yerine başarısızlığı tatmak gereklidir. Bu başarısızlığı da kötü bir şey gibi görmemeliyiz; nasıl ki aşı biraz acıtır, o başarısızlık da acıtacaktır elbet. Ancak bütün hepsi sizi gerçek hastalıktan kurtarmak içindir.

Unutulmaması gereken bir diğer nokta da, hastalık için aşı sayısının belirlenmiş olması gibi hedefin büyüklüğüne göre de başarısızlık sayısı belirlenmeli. Yani bir bebek yürümek için düşmeli elbet ama mesela 300 düşmeden fazlası olmamalı gibi. Umarım başarısızlıklarınızı bir hastalık değil de; aşı olarak görebilirsiniz.

Keyifli yaşamlar,

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*