Yazıda Planlama – 1

Yazmak her anlamda insanın kendisini bir adım öteye taşımasıdır bana göre. Beyaz bir sayfaya atılan her leke, insanın içi dünyasındaki renkli cümbüşün birer gölgesidir. Bu gölgeler adeta bulut gözlemcisi gibi gökyüzünü izleyen bizlerin, sizlerin yorum odağıdır; her bakan başka şeyler görür.
Bu sebeple bizler yazarken başkalarının ne düşüneceğini, insanların ne diyeceğini bir kenara bırakmalıyız. Sadece kendimize doğru gelen şekilde yazmalıyız. Zaten öteki türlüsü yazmak için rahatlamak kısmına girer ki ben bunu yapmaktan kaçınmak isterim.
Bugün, sizlere elimden geldiğince orta çaplı bir yazı serüveninin planlamasını anlatmaya çalışacağım. Basamaklarımızı belirleyeceğiz. Birkaç basamağı çıkacağız ve ardından da binayı yapmaya başlayacağız. Hepsi bu yazıya sığar mı bilemiyorum ancak bu yazıdaki basamakları gerektiği gibi izlersek, bence oldukça güzel bir yazı planınız olur.

Neleri Planlayacağız?

Öncelikle her şey iyi güzel de biz neyin planını yapıyoruz? Yazı yazacağız işte, direk yazsak olmaz mı? olur, ancak bu sizin kafanızda kurabilme gücüne bağlı bir olaydır. Kendi adıma söylemek gerekirse hiç planlama yapmadan bodoslama bir yazıya giriş yapabilirim ancak en fazla otuz, bilemediniz kırk sayfadan sonra tıkanırım; hikaye bazındaysa üç-beş diyelim. Yani elbette ki bazı kimseler planlama yapmaya ihtiyaç duymayabilir. Ama bence yapalım arkadaşlar. Bakın, Tolkien Amcamız zamanında planlama yapmış, onlarca sayfa yazı dökmüş ki, bugün oğlu kalkıp da o notlarından kitap çıkartabiliyor.
Tabi biz ardımızdan notlarımızı kitap yapsınlar diye değil, biz kitap yapalım diye planlama yapmalıyız diyorum.
Kabataslak haliyle izleyeceğimiz temel 9 adet adım bulunmaktadır. Bunlar, aşağıdaki gibidir:
  1. Tema
  2. Olay Örgüsü
  3. Karakter Geliştirme
  4. Diyalog
  5. Zaman Yönetimi
  6. Aşamalar
  7. Romanın Bitirilmesi
  8. Hataları Gözden Geçirme
  9. Tekrar Gözden Geçirmek

Yazımızın Teması

İlk önce vermeniz gereken karar, ne tip bir eser yazacağınız olmalıdır. Bilim-kurgu, fantastik, romantik, polisiye, cinayet, dram, aile… Bunu öğeleri olabildiğince arttırabiliriz. Ardından kendimizin ne tür bir yazar olduğunu bulmamız gerekmektedir; siz ne tür bir yazarsınız? Bu iki belirlenmiş nokta bize bulunduğumuz noktadan hangi yöne doğru hareket etmemiz gerektiğini söyleyecek. Çünkü esasında en önemli nokta budur. Biz kuzeye gitmek isterken, ilk adımı güneye doğru atarsak çok yanlış sularda yüzeriz.
Ne tip bir eser yazacağımıza karar verdikten sonra size şunu söyleyebilirim ki en temelde ikiye ayrılır bunlar;
a) Kurmaca eserler ve
b) Gerçekçi eserler.
Mesela bir aşk hikayesi kaleme almak istiyoruz. Titanik gibi tarihin sayfalarına kazınmış bir dünyada da geçebilir, Avatar gibi yazarın kafasında oluşturduğu bir dünyadaki iki karakter arasında da geçebilir. 
Bu yüzden yazacağımız yazıdaki bu iki farklı noktanın ayrımını iyi yaptıktan sonra ya hayalimizdeki o toprakları kafamızda tasarlamalıyız ya da kullanacağımı mekanların özelliklerini iyice araştırmalıyız. Sonuçta okuyucu yazdığını sokakta oturuyor olabilir ve pekala yok burda öyle bir şey diye bir yorum yapabilir.
Kendimizin ne tür bir yazar olduğunu belirlememiz de bu adımdakilere yardımcı olmanın yanında daha çokolay örgüsüne mi, yoksa karakter oluşturmaya mı ağırlık vermemiz gerektiğini belirler.

Olay Örgüsü

Benim için olay örgüsü en önemlisidir.
Bunu bu kadar net bir şekilde söyleyebiliyorum ve benim için kısmını da eklediğimi belirtmek istiyorum. Çünkü her yazar farklıdır. Kendimizin nasıl bir yazar olduğuna karar verdiğimizi farz ediyorum.
Şimdi, olay ağırlıklı yazmayı seven, elinde olmasa da o yönelimde olan arkadaşlarımız için şöyle diyorum ki, oldukça sancılı bir dönem olacak. Çünkü yazdığınız genel geçer bir olay örgüsü sizi tatmin etmeyecek. Size tavsiyem bir defter ya da bir mantar pano alın. (Ben şuan çalıştığım kurgum için bir mukavva aldım. Dört farklı renkte blok not aldım ve bolca raptiye aldım. Aklıma geldikçe olayları yazıyorum. Ardından mukavvada bir zaman çizgisiymiş gibi yerleştiriyorum; yazacağım bölüm sıralamasında.)
Olayların kurgulanması sırasında karakterler fazla önem taşımıyorsa A kişisi, B kişisi olarak bile bahsedebilirsiniz, önemli değildir. Önemli olan sizin, içinize sinen bir kurgu oluşturmanızdır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken hangi zamanı yazdığınızdır.

  • Yazarın zamanı,
  • Olayın zamanı,
  • Flashback ve
  • Flashforward.
Yazarın zamanı; adından da anlaşılabileceği gibi kitabı yazan ağzın zamanıdır. Bu yazım tarzına göre değişiklik gösterebilir. Örneğin kahraman anlatıcıda yazan bir yazar için yazarın zamanı ana karakterin ‘günümüz’ ibaresidir. Fakat ilahi bakış açısında yazarın zamanı çok farklı olabilir.
Olayın zamanı; ana karakter(ler)in ana olayı yaşadığı, o karakterler ve okuyucu için ‘günümüz’ kavramının olduğu zamandır.
Flashback; çoğumuzun son zamanlarda aşina olduğu üzere, geçmiş zamandır. Olayın anlatıldığı zamandan öncesindeki bir zamanı anlatır. Böylece okuyucuya bugün için, gelecek için olan olayların birer yansımasını gösterirler. Bu da okuyucuyu dinç ve uyanık tutar. Anlatıma bir gizem, heyecan ya da canlılık katabilir. Bu sebepten çokça tercih edilir. (Ben de bolca kullanırım ki, asıl olayı her zaman orada yaşatırım.)
Flashforward; da zamansal olarak -adını bir diziden hatırlayabileceğiniz gibi- geleceğin bir görüsüdür. Bir anda ya da daha çok Amerikan tarzı dediğimiz eserlerde eserin başlangıcında gelecekten bir sahne yer alır. Bu sahnede karakter tehlikede olabilir, eserin ortalarındaysanız, düşman olarak oluşturduğunuz karakterler dost gözükebilir. Yani olayın zamanında oluşan olayların, okuyuca oluşturduğu beklentilerin tam aksine bir yol çizmelisiniz. Çizdiğiniz bu yolu okuyucu tahmin etmeyece çalışacaktır; kesin şöyle olmuştur da dost olmuştur bunlar diye. Ancak sizin yapmanız gereken; bütün tahminleri tahmin edip, hiç birine uymamaktır.
Tabi ki olay örgüsü anlatıldıkça anlatılabilecek bir olgudur ancak bence şimdilik bu kadar yeterli.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*